Dünyanın en karmaşık casusluk hikayesi
© 2018 şi.net Tüm Hakları Saklıdır
Paylaş
Editör Birleştiren Yazan Derleyen Gönderen Kişinin Profili


İlyas Bazna - Cicero
      Bütün dünya diken üstünde, ikinci dünya savaşının patlak vermesi an meselesiydi. Tüm dünya ülkeleri artık savaş hazırlıkları yapıyor, olası bir dünya harbinde senoryalar masaya yatırılıyordu. Bu yıllarda  istihbarat ancak düşman devletinin içine sızmış casuslar tarafından gerçekleştiriliyordu.
Elyasa yada Türkiye'deki adı ile İlyas Bazna Arnavut kökenli Türk vatandaşıydı. 1904 doğumlu Bazna 40'lı yaşlara kadar hiç bir işte dikiş tutturamamış, zorla girdiği alman elçiliğinden de fazla meraklı olduğu için kovulmuştu. Sonra İngiliz elçiliğine müracat edip kavas yani uşak olarak işe alınmıştı.
Başrol İlyas Bazna ( Elyasa - Cecoro )
Oyuncular  :  Türkiye - İngiltere - Almanya - ABD - Rusya
Yer    :     Türkiye
   1940 yılında tarihin seyrini değiştiren bir olay oldu. Geceyarısı Ankara'daki İlgiltere Büyükelçili'ğinin klasik mermerlerle kaplı koridorlarından tedirgin ama tedbirli bir gölge   parmak uçlarıyla Büyükelçi'nin bulunduğu odaya girdi. Büyükelçi derin uykuda olduğu sırada gizemli gölge elçinin baş ucunda bulunan içinde sırlarla dolu çantayı alıp elçiliği hızlı adımlarla terk etti. Gizemli gölge Elyasa Türkiye'deki adı ile İlyas Bazna'dan başkası değildi. Bu casusluk olayı   2.Dünya savaşının seyrini tamamı ile değiştirmişti. Tarihin seyri artık İlyas Bazna'nın elindeydi.
     Bazna evraklarla dolu çantayı evine getirdi. Evrakları çıkarıp Masaya serdi, dolaptaki Leica fotoğraf makinesini alıp bütün evrakları titizlikle fotoğraflarını çekti. İşi bitince evrakları aldığı düzende çantaya yerleştirdi ve elçiliğin yolunu tuttu. Elçi huzurla rüyasında gülümserken Bazna içeri girip çantayı aldığı yere koydu. Müttefiklerin bütün savaş planları artık İlyas Bazna'nın fotoğraf rülosunun içindeydi.
    Bazna fotograf rulosunu paltosunun cebine koydu. , talihsiz düzeninin artık değişeceğine emindi. Fotoğrafların çok önemli olduğunu biliyordu.  İlk durağı kovulmadan önce tanıdığı Alman Büyükelçiliği müsteşarı Albert Jenke'ydi. Jenke Alman Büyükelçiliğin en güçlü isimlerindendi çünkü Nazi Almanya'sının dışişleri bakanı kudretli Robbentrop'un kız kardeşiyle evliydi. Bazna, Jenke ve Alman elçiliğindeki gestapo şefi ile elçiliğin en üst katındaki gizli bir odada buluştu. Bazna'nın teklifi çok basitti, İngiliz Büyükelçiliğinden yürüttüğü fotoğraflara karşılık 20 bin sterlin istiyordu. Fotoğraflar hemen orda incelendi ve Bazna'ya para orda ödendi. Alman Büyükelçiliğinde sabaha kadar ışıklar sönmedi. 52 çok önemli ve değerli evrakın kopyaları şimdi Nazilerin elindeydi.  Almanlar kendisini Pierre olarak tanıtan bu casusa Cicero kod adını verdi. Evraklar Berlin'e gönderildi. Casusumuzun adı artık Cicero'ydu. Cicero'ya yeni bir makine ve rulo verildi. Artık her getirdiği bilgi belge fotoğraf için 15 bin Sterlin ödenecekti. Cicero bunu memnuniyetle kabul etti.
    İngiliz Büyükelçisi kendisine piyano çalan, şarkılar söyleyen saygılı uşaktan şüphelenmemişti. Bazna'nın paraya karşı iştahı daha çok artmış, ingilizlerden yürüttüğü gizli belgeleri Alman'lara götürmeye devam etmek için ödenecek para miktarının arttırılmasını istedi. Alman'lar düşünmeden Bazna'nın teklifini kabul etti, Berlin'den gelen çil çil sterlinler Cicero'ya fotoğraflar karşılığında veriliyordu. Almanlar gizli belgelerde yer almasına karşın Sovyetler'in Nazi işgalindeki Bulgaristan'ın başkenti Sofya'yı bombalamasına karşı bir önlem almamıştı. Sovyetler'in bombardımanı sonucu Sofya'da 4 bin kişi hayatını kaybetti. Nazi Almanya'sı çok şüpheci bir devletti, Cicero'ya tam güvenemiyorlardı. İngilizler'le ortak çalışabilir fikri her zaman vardı. Ama bombardıman gösterdiki belgeler doğruydu. Alman Büyükelçi Von Papen belgeler için adeta bir filim karesi olduğunu söylüyordu. Almanlar şaşkınlık içindeydiler. Belgelerde Amerikan başkanı Roosvelt ,  İngiltere başkanı Churchill ve Çin Lideri arasındaki görüşme tutanaklarından, İsmet İnönü ile Amerikan başkanı Roselt arasında Kahire'de gerçekleşen gizli görüşme bile yer alıyordu.
   İlyas Bazna aldığı sterlinler ile kendine lüx bir yaşam kurmaya başladı. Halinden çok memnundu. Giyim kuşamı değişmiş, araba almış ve birde çok güzel bir sevgilisi olmuştu. Sevgilisine modern bir ev kiralamış kendiside orda kalıyordu. Tüm bunları yaparken nedense İlyas Bazna'dan kimse şüphelenmemiş, kimsenin gözüne batmamıştı. Almanlar Cicero kod adlı ajanlarından gelen belgelere bazen dikkate alıyorlar bazen ise umursamıyorlardı. Çünkü casus ikili oynayabilirdi. Naziler çok kuşkulu bir yapıya sahiplerdi. Bir gün İlyas'tan gelen bir fotoğrafta başka bir elin olduğunu fark ettiler. Bu kişnin İlyas Bazna olmadığını anladılar, artık Nazi'lerin İlyas'a güvenleri daha kalmamıştı. Bazna'nın çift taraflı çalışan bir ajan olabileceği şüphesi arttı.  Belgelerin içinde Amerika'nın silah gücünü anlatan bir evrak bile bulunuyordu , ama bu bile Nazi'lerin şüphesini giderememişti. Cicero Almanların kendisine güveninin kalmadığını anladı ama belge getirmeye devam etti. Öyleki Büyükelçilikte belgeler artık bir çelik kasaya konuyor ve çelik kasa alarm ile korunuyordu. Cicero tez zamanda kasanın alarmını sigortayı kapattığı zamanda çalmadığını anlayıp belgeleri fotoğraflamaya devam etti. Para hırsı İlyas'ın gözünü kör etmişti.
    Amerikan ve ingiliz gizli servisleri bir gariplik olduğunu anlamışlardı. Almanların yersiz hamleleri şüphe uyandırmaya başlamış, Türkiye'de oluşan istihbarat zafiyeti İngiliz gizli servisinin Türkiye'ye gelmesine neden olmuştu. Gelen gizli serevis bile Cicero'yu durduramadı. İlyas Bazna gelen gizli servis tarafından sorgulandu, ama dil bilmeyen aptal biri olarak rapor edildi. Taki olaylar babası Nazi Almanyasının Sofya elçisi olan Ankara'daki Alman Büyükelçiliğinde çalışan bir sekreterin elçilikten kaçıp Amerikalılara sığınmasıyla boyut değiştirdi. Bazna'yı tanıyan bu sekreter herşeyi anlatabilir, Cicero'yu açığa çıkarabilirdi. Bazna İngiliz elçiliğinden hemen istifa etti. 5 ay boyunca Almanlara bilgi satarak elde ettiği 300 bin sterlin ile kayıplara karıştı. Bu olaydan sonra ingilizler Bazna'nın casus olduğun anladılar ve Türk yetkilerine Bazna'yı bulup tutuklamaları için baskı kurdular.  Türk polisi İlyas Bazna'yı buldu ama 1 saat sonra serbest bırakıldı, çünkü üzerinde Türk emniyetine ait bir tercüman kimliği vardı.
Bazna ülkeyi terk etti. Nere gittiğini kimse bulamadı. Savaş bitip sular çekilince Bazna İstanbul'a geri döndü. İş kurdu, evlendi, üç çocuğu oldu. Önceleri müzik öğretmenliği yaptı başarılı olamadı. Sonrasında araba alım satım işine girdi ama aklında daha büyük işler yapmak vardı. Uludağ'da zenginlere hitap edecek devasa bir otel kurmak için kendine Türk ortak buldu. Aynı zamanda devletten ihaleler alıp okul yapıyordu. Herşey yolunda giderken bir gece polis Bazna'nın ofisini bastı. Polis Almanlardan kazandığı sterlinleri  incelemek üzere merkeze götürdü, sterlinler sahte olduğu anlaşıldı. Savaş bitip sular durulduğunda Nazilerin İngiliz ekonomisini batırmak için bastığı sahte sterlinler artık biliniyordu. Sahte sterlinler Hollywood  filimlerine bile konu olmuştu. İngilizler tüm dünyaya yayılan sahte sterlinleri toplatmak için girişimlerde bulunuyor, Türk yetkilileride bu konuda uyarıyorlardı. Kısacası Bazna'nın para düşkünlüğü ve aç gözlülüğü hırsının esiri olmuştu. Naziler tüm dünyada olduğu gibi Bazna'yıda kullanmışlar ve sadece  ona çalışmaları karşılığında sahte para vermişlerdi. Bazna yeniden  meteliksiz kalmıştı.
Bazna, İngiltere Almanya ABD ve Rusya'yı  birbirlerine düşürerek Türkiye'nin 2.Dünya savaşına girmesine engel oldu. Ünlü bir Alman ajanı , Almanlar için ikili oynayan İngiliz ajanı, belirli bir kesim içinde aslında bu ülkeleri birbirine düşürmek için Türkler tarafından kullanılan iyi bir Türk ajanı olarak görüldü. Bazna en karmaşık ajanlık hikayesinin kahramını olarak tarihe geçti.
Mit'in Milli Hizmet Riyaseti adlı yayınında ''Bazna aslında bir türk ajanı'' olduğu yönünde açıklamalarda bulunuluyor.
Bazna'nın anılarını yazdığı ''Ben Cicero'yum'' kitabı 1951 yılında Josefh L. Mankiewicz'nin yönetmenliğinde 5 Fingers adıyla sinamaya uyarlandı
Bazna ; Almanların casusu, Türklerin Dostu, İngilizlerin planlayayıcısı, Amerikalıların güç simgesi, Rusların silahı olarak tarihe geçti. Casusluk ve kitap işinden de para kazanamayan Bazna, meteliksiz bir şekilde bekçilik yaparken hayatını kaybetti.